Bugün cehaletin olmadığı veyahutta medeniyet seviyesinin ileride olduğunu söylenen toplumların aynı zamanda daha rahat ve kolay yaşamların olduğu toplumlar olduğunu söyleyebiliriz. Bu bir bütündür tabi. Cehalet azaldıkça, yolsuzluklar azaldıkça, hırsızların sayısı azaldıkça bir toplumda ekonomik değerler, refah düzeyi, adalet sistemi ve eğitim düzeyi daha ileriye gider. Bunlar daha ileriye gittikçe refah, eğitim düzeyi, ekonomik kalkınma daha çok artar ve birbirini tamamlayan bir döngüdür bu aslında.
Peki ya tam tersi olsaydı? Diyelim bugün medeniyet dediğimiz toplumlarda son derece güvensiz, refah düzeyi düşük ortamlar meydana gelseydi. Kısacası, bir anda zor şartlara sokulsaydı bu topluluklar, o zaman ne mi olurdu? İşte o zaman olacak iki seçenek var. Ya bu toplumlar gerekli mücadeleyi verebilip bu zor durumun içinden çıkacaklardır veyahut da bu mücadeleyi veremeyecekler ve toplumdaki eğitim düzeyi, adalet düzeyi hızla düşecektir.
Bu düşüşün ardından ise o medeni dediğimiz toplumların bir anda korkunç bir cehalete sürüklendiğini, bu düşüşün psikolojik etlerinden kurtulmak için batıl diyebileceğimiz inanışlara bile inanmaya başladıklarını, güvenlik endişelerinden dolayı tuhaf tuhaf gruplaşmalar içine girdiklerini görebiliriz. Yani insan veya toplumlar sahip oldukları medeni ve etik duruş aslında refaha ve adalete bağlıdır, güvenliğe bağlıdır. Bunlar giderse medeniyet de gider. Çünkü insan için önemli olan şey ve temel olan şey iyi, düzgün ya da medeni olmak değil, hayatta kalan olmaktır.
Yorumlar
Zor koşullar yapılmaz denilen her şeyi yaptırır
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız