Yönetimlerde ne kadar çok sistematik hareket edilmeye çalışılsa da, insanların bireysel özellikleri ne kadar yönetimden etkisiz kılınıp yönetim işleyen bir makine gibi çalıştırılmak için uğraşılsa da yöneten her zaman için insan olduğundan dolayı yöneten kişi veya kişilerin bireysel özellikleri, karakter özellikleri, inanışları, görüşleri, zekalarıyla her zaman için yönetimde bir etki bırakacaktır. Yöneten bürokratlar üzerinde sistemin getirdiği sınırlamalar olsa o bürokratların oraya gelmesinde yardımcı olan diğer baskı unsurlarının veya güç unsurlarının üzerinde sistematik bir baskı olmayacağı için bu güç unsurlarının sahip olduğu dünya görüşü veya karakter özelliklerini destek çıkmak ya da çıkmamak yöneticinin kim olacağı ile ilgili güçlü etkiler yaratacaktır.
Dolayısıyla yönetim denilen kavramdan insanların olumlu veya olumsuz kişisel özellikleri uzaklaştırmak ne yazık ki mümkün değildir. Bu mümkün olmadığı için yönetimlerin yozlaşmaması veya bozulmaması da mümkün değildir. Bu yozlaşma ve bozulma kaçınılmaz olduğu için de krizler de kaçınılmazdır aslında. Örneğin Roma ilk kurulduğunda bir cumhuriyetti. Yönetiminde senatörler ortak söz sahibiydi. Aslında bir sistem kurularak yöneten tek bir kişinin bireysel zaaflarının yönetimden uzaklaştırılması amaçlanmıştı ve bu belli bir noktaya kadar işe yaradı, Roma büyüdü.
Ancak sonunda Roma bile yozlaştı, bir imparatorluğa dönüştü. Yönetimi değişti ve zaman içinde de yozlaşması kendi içinde artmaya devam etti. Veya sistemin değişmediği durumlarda da yönetimi çok da iyi olmayan veya yetenekli olmayan bir yönetici belli başlı güç gruplarının desteğini alarak gelebilir. Örneğin demokrasilerde bu mümkündür. İşte bu sebepten dolayı da yozlaşmadan kaçınmak mümkün değildir. Bu mümkün olmadığı için yönetimlerin gün geldiğinde akıldan uzaklaşması kaçınılmaz olacaktır.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız