Nisan 29, 2026

Bilinmezliğin Yarattığı Bilgi

Bilgi dediğimiz şey bugün gözleme ve deneye dayalı olarak yaratılmaya çalışılan bir şey olsa da gerek kişisel hayatımızda, gerekse hayatın her alanında deney ve gözlemle bilgi yaratma imkanına sahip olamayız. Her şeyi gözlemleyemez, her şeyi deneyemeyiz. Örneğin, ölmeyi deneyip sonrasında ne olduğunu gözlemleyemezsiniz. Ya da duygularınızı, hislerinizi deneyip gözlemleyemezsiniz. Veya bunlar gibi deneyip gözlemleyemeyeceğiniz kendi hayatınızda pek çok şey vardır. İşte bu tarz deneme ve gözlemin olamadığı durumlarda yine insan aklı bir şekilde bilgi üretmeye çalışır. Ancak ürettiği bilgiler ne yazık ki hakikati yansıtmaz. Ama yine de bir bilgi olarak oluşur. İşte burada bilinmezliğin yarattığı bilgiyi görüyoruz. 

Bilinmezliğin Yarattığı Bilgi

Akıl genellikle en doğru bilgiye veya en hakikate yakın bilgiye beş duyu organıyla bizzat algılayabildiği bir şekilde ulaşır. Yani deneme ile ve gözlem ile oluşur. Ancak bunların olamadığı durumlarda yine insan aklı çalışmaya ve mantık yürütmeye devam ederek kendince yaşadığı durumu veya yaşanan durumları yorumlama ve algılama sürecine girer. Bu süreç sonunda da genellikle bizim inanmak diyebileceğimiz kavram ortaya çıkar. Yani bilinmezliğin yarattığı bir bilgidir aslında. Tıpkı ölümden sonra bazı insanların cennet veya cehenneme inanması gibi. Kimse ölümden sonra cennet ve cehennemin olduğunu gidip bizzat görüp geri gelip insanlığa kanıtlayamadı. Ama yine de birçok insan buna inanmaya devam ediyor. Çünkü bu bilinmezliğin yarattığı bir bilgidir insan zihninde aslında.

Bilinmezliğin Yarattığı Bilgi

Tabii bilinmezlikten gelen üretilen bilgiler, yani bütün bu inanışlar, ille de yanlış olacak diye bir şey yok. Örneğin, gece vaktinde bir çalılığın hışırtısını duydunuz. Bu hışırtının ne olduğunu veya neyden kaynaklı olduğunu sadece akıl yürüterek tahmin etmeye çalıştınız ve belki oradan bir hayvanın geçtiğini düşündünüz, belki rüzgardan olduğunu düşündünüz. Bunların hepsi doğru olabilecek bilgilerdir. Buradaki net ayrımı yapmak gerekirse, gözlem ve deney yapmadan ürettiğiniz bilgi belki doğru olabilir ama belki yanlış da olabilir. Yüzde yüz net gerçeği size veremez. Bu yüzden işiniz tahminlere kalır aslında. İşte bilinmezliğin yarattığı bilgi, ne yazık ki belki doğru, belki de yanlış olma ihtimaliyle birlikte yüzde yüz net olmayan bir bilgi ve günün sonunda inanışa dönüşen bir bilgidir.

Yorumlar

  • farklı perspektif

Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız

Editörün Son İçerikleri

Sorumluluk Duygusu ve İletişim

Sorumluluk Duygusu ve İletişim

Travmaların Yarattığı Motivasyon

Travmaların Yarattığı Motivasyon

Başarıdan Alınan Motivasyonun Riski

Başarıdan Alınan Motivasyonun Riski

Bilinmezliğin Yarattığı Bilgi

Bilinmezliğin Yarattığı Bilgi

Editörlerin Son İçerikleri

kaptanfilozof06

Sorumluluk Duygusu ve İletişim

probiyotik

Köprülü Ailesi ve Osmanlı

bubble30
Nielawore

Bizden haberdar olmak için mail listemize kayıt olun