Bir insanın aklına herhangi bir fikri sokmanın en iyi yolu, sorulmamış hiçbir soruyu arkada bırakmamaktan geçer. Yani eğer bir insanı bir şeye ikna etmek veya onun güvenini kazanmak istiyorsanız, sizin hakkınızda cevabını alamadığı hiçbir sorusunun bulunmaması lazım. Bu sorulara cevap bulduktan sonra zaten kendi kararını da kendi verebilir. Eğer sizinle ilgili sorduğu sorularda zaten hoşlanmadığı cevaplar alırsa yanınızda veya fikirlerinizde durmayacaktır.
Ancak bütün sorular cevaplandıktan sonra eğer kafasına yatmayan bir şey olmazsa o zaman yanınızda ve fikirlerinizde durmaya devam edecektir. Ancak cevabı alınmayan soruların sayısı arttıkça durum biraz tuhaflaşmaya başlar. Cevabı alınmamış soruların sayısının artması ile birlikte bireylerde aslında son derece farklı reaksiyonlar gözlenir. Bu farklı reaksiyonlar arasında sizinle ilgili veya fikirlerle ilgili hiçbir konuya güvenmemesi, hiçbir şekilde o fikre yanaşmaması veyahut da fikrin aktarılamaması sorunu ortaya çıkar.
Çünkü her zaman için sorulmayan sorular olacaktır ve cevabı alınmamış sorular genellikle bireyler tarafından unutulmaz. Şüphe her zaman yerinde kalan bir olgudur. Cevabı alınmamış her soru bir şüphe kaynağıdır. Bir şüphe bireyin aklından çıkmadıkça ne fikirler aktarılabilir ne de bir ilerleme sağlanabilir. Cevaplanmamış sorular aslında hem bireyler açısından hem de toplumlar açısından ilerlemenin, aklın ve düşüncenin durduğu anlardır.
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız