Sevgi dediğimiz kavram karşılıksız, gökten inme veya ilahi bir şey değildir aslında insan hayatında. Sevgi dediğimiz kavram da tıpkı nefret, öfke, kıskançlık, şefkat, merhamet gibi insanların icat ettiği kavramlardan bir tanesidir sadece. Ve bir insanın başka bir insana karşı olan sevgisi genellikle içgüdüsel olarak yönelimlerinin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçekte çok büyük aşk hikayelerine baktığımız zaman genellikle bu hikayenin merkezindeki kadınların oldukça güzel ve hikayenin merkezindeki erkeklerin ise oldukça yakışıklı veyahut da güç sahibi olduğunu görebilirsiniz. Bazı istisnalar hariç.
Burada sevgiyi içeren bir hikayede sevginin odağı olan insanlar karşı cinslerinin içgüdülerine hitap eden unsurlara fazlasıyla sahiptirler ve bu yüzden sevilmektedirler. Hiç çirkin ya da ortalama bir kadın için büyük aşk hikayeleri yazıldı mı? Belki birdir, belki ikidir. Çok fazla yazıldığını söyleyemeyiz. Aynısı yoksul ve güçsüz erkekler için de geçerli. Dolayısıyla sevgi dediğimiz şey aslında ya da aşk dediğimiz şey özünde belli başlı içgüdüsel menfaatlerin giderilmesinden sonra ortaya çıkan bir durumdur.
Öteki türlü ortaya çıkabilecek bir durum pek fazla olamamaktadır. Olsa bile genellikle çok zor olacaktır. İnsanın sevgisi maalesef ki bir şekilde karşılıklıdır. Ama bu karşılık maddi bir unsurdan ziyade içgüdüsel bir unsurun veya unsurların tatmin edilmesine göre kendini ortaya çıkarmaktadır.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız