İnsanlar belli aralıklarla içlerinde bulundukları düzenin yıkımına ve yeni bir düzen kurulmasına neden olurlar. Aslında bu sadece insanların yaptığı bir şey değil, doğanın da bir gereği, bir kanunu gibidir. Her zaman için bir şeylerin yıkılması ve onun yerine yeni bir şeylerin yeniden doğması gerekir. Doğanın içinde bulunan bu düzen aslında insanların kurduğu düzende de mevcuttur. Çünkü hiçbir şey doğanın gidişatını veya düzenini ya da en azından bu sürekli yıkılan ve yeniden yeni bir şeyler oluşturan düzenlerin önüne geçebilecek durumda değildir.
İşte her yıkım anı geldiğinde de insanlar bir şekilde kendilerine yeni olacak düzende yer bulabilme potansiyeline sahip olabilirler. Aslında durum son derece basittir. İnsanlar savaşmak ve mevcut düzen içinde kendilerine bir yer bulmaya çalışmak yerine gelmekte olan yeni düzen içerisinde ne yapmaları gerektiğini öngörebilseler, zaten yeni düzen içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Aslında mevcut durumu iki farklı şekilde açıklayabiliriz.
Birinci durum, yeni kurulmuş düzenin uzun süre devam edecek olması ve bu kurulu düzen içerisinde insanın kendisine yer bulmak için mücadele edip savaşması ile ilgilidir. İkinci durumda ise insan veya topluluklar artık yeni kurulmuş düzenin sonuna geldiklerini fark etmişlerdir ve yeni kurulmuş düzenin yıkılıp onun yerine başka bir yeni düzenin geleceği esnada kendilerini bir şekilde bu yeniliğe hazırlayarak, eskiden veya eski kalacak olan düzende bulamadıkları yeri yeni gelecek olan düzende bulabilirler belki de.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız