İçinde yaşadığımız doğaya baktığımız zaman ya da yaratılışa görebileceğimiz en önemli detaylardan bir tanesi zıtlıkların var olması ve zıtlıkların birbirini tamamlıyor olmasıdır. Siyah-beyaz, gece-gündüz, dişi-erkek, yüksek-alçak. Bu ve bunun gibi pek çok zıtlık doğanın içinde birbirini tamamlar vaziyette bir döngü içerisindedir. Birbirlerinden asla ayrılmazlar. Biri olmadan diğerini de tanımlayamazsınız.
En azından insan zihninde bunu yapamazsınız. Bu yüzden zıtlıkların birbirinden uzak durmasını düşündüğümüz mantığımız veya bu tarz mantıklar aslında doğayla çelişir hallederler. Aslında zıtlıklar bir arada durdukça ve birbirini tamamladıkça son derece doğayla uyumlu bir düzen kurulma şansı yakalanır. Çünkü birinde olmayanın diğerinde olması zıtlığın en önemli kurallarından bir tanesidir.
İşte bu farklılıkları ve zıtlıkları birbirinden koparmaya başladıkça aslında doğanın düzenine de aykırı bir sistem gelişmeye başlar ve her zaman için bir taraf eksik kalır. Eksiklikler ne yazık ki zıtlıklarla tamamlanır, farklılıklarla tamamlanır. Ne yazık ki doğanın kanunu bu şekilde çalışır.
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız